Avedis Demirci

Oğullarından biri ünlü ressam Artin Demirci. Fransızlar Hatay’dan ayrıldığında 25 yaşındaymış. 1939’da ona da ‘Gel Suriye’ye geçelim’ demişler. ‘Ben müstemleke (sömürge) olan bir ülkede yaşamam’ diyerek, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını seçmiş. ‘Bu kararından hiç pişman oldun mu?’ diye soruyorum: ‘En kötü günümde bile pişmanlık duymadım. Benim köklerim yüzyıllardır burada. Çocuklarım ve torunlarım burada, yani benim ve senin anayurdunda büyüdü. Bunun için her zaman Tanrı’ya şükrettim.’

  

 

Panos Çapar

73 yaşındaki Panos Çapar Vakıflı Ermeni Kilisesi korosunda solist (muganni) hayatı boyunca Vakıflı Köyü’nden 15 günden fazla uzak kalmamış: ‘Geçen sabah çok erken uyandım. Güneş henüz doğmamıştı. Bir tepeye çıktım ve ufka baktım. Kendi kendime dedim ki, ‘Panos be, şimdi doğan yeni gün, daha kimseye ait değil. Tanrı, bugünü sadece Ermenilere ve Türklere bağışlasa... Onlar da bu doğan sehere sahip çıksalar... Yeni bir sayfa açsak ve el ele yürüsek... Güzel olmaz mı?’

Sesim güzel olduğu için beni ilahi korosunda muganni yaptılar. Açık söyleyeyim Hıristiyanlığa itikadım o kadar kuvvetli değil. Tek itikadım insanlığa. Henüz umudumu da kesmiş değilim. Neden, diyeceksin. Allah, insana diğer mahlûklarda olmayan bir kudret, yani akıl ihsan eyledi. Akıl tek başına tehlikeli olduğundan yanına bir de vicdan yani merhamet ekledi. Akıl, insanı insan yapan tek özellik olsaydı Firavun da, Nemrut da, Hitler de akıllıydı. İnsanların kaynaştıkça zenginleştiği bir dünya yarattı. Misal, Amerika’dan bir İnkalı’yı getirelim Avrupa’ya bir beyazla halvet edelim, döl alıyoruz, çocuk çıkıyor ortaya. Üstelik melezleştikçe de güzelleşiyor. İşte benim umudum da burada. Biz ruhlarımızı, renklerimizi muhafaza ederek birleşir ve ortaya yeni bir akılla vicdan çıkarabiliriz. Türklerle Ermeniler 1915’te uğursuz bir bahar yaşadı. Her şey geçmişte kaldı, unutmalı ve yeni bir zamana başlamalıyız. Aklımızla ve vicdanımızla

OHANNES SİLAHLI (70)
Sadece burada huzur buluyorum
Biz varmadan iki gün önce gelmişti köye. 1967’den beri Almanya’da yaşıyor. Her sene birkaç kez köyüne geliyor, çocukluk arkadaşlarını görüyor ve Almanya’ya dönüyor: ‘Dünyada sadece burada huzur buluyorum. Yurt denilen şey böyle bir duygu herhalde. Portakal bahçelerinde dolaşıyor, kahvede tavla oynuyor, kilisede dua ediyorum. Sanki tüm atalarımın ruhları bu köyün semalarında dolaşıyor gibi...’